Mizofoninin özellikle çiğneme, yutkunma, ağız şapırdatma, kalem tıklatma ve saat tıkırtısı gibi günlük hayatta sık karşılaşılan seslere karşı yoğun rahatsızlık hissiyle ortaya çıktığı belirtildi. Bu tür seslerin bazı bireylerde kaygı, öfke ve tiksinti gibi güçlü duygusal tepkilere yol açabildiği ifade edildi.
Uzmanlar, mizofoninin bir hastalık olarak değil, doğuştan ya da çoğunlukla ergenlik döneminde fark edilen bir hassasiyet biçimi olarak değerlendirildiğini aktardı. Aile içinde birden fazla kişide görülebildiği belirtilen mizofoninin, zamanla kaçınma davranışlarına yol açarak kaygı bozukluğu ve depresyon riskini artırabildiği kaydeden uzmanlar, özellikle yemek yeme gibi sosyal faaliyetlerin sürdürülemez hale gelebildiği vurgulandı. Seslere maruz kalındığında terleme, titreme, kızarma ve tansiyon artışı gibi fizyolojik tepkilerin ortaya çıkabildiğini aktardı. Ayrıca uzmanlar, bu durumun aile içi ilişkilerde gerileme ve çalışmalara neden olabildiğini ekledi. Mizofoninin eğitim hayatını da etkileyebildiği ve dikkat dağınıklığı ile odaklanma sorunlarına yol açtığı belirtildi.
HAFİF VAKALAR İLAÇSIZ TEDAVİ EDİLEBİLİYOR
Rahatsızlığın nedeninin tam olarak bilinmediği kaydedilirken, psikoeğitim, bilişsel müdahaleler ve kaygı ya da takıntıya yönelik tedavilerin uygulandığı uzmanlar tarafından bildirildi. Hafif vakalarda ilaç tedavisine ihtiyaç duyulmadığı, ancak yoğun fizyolojik tepkiler, öfke kontrol sorunları, uyku ve beslenme bozukluklarının eşlik ettiği durumlarda ilaç tedavisinin de gündeme gelebildiğine dikkat çekildi.
Uzmanlar, mizofoninin kadın ve erkeklerde benzer sıklıkta görüldüğünü belirterek, rahatsızlığın bireyin günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini bozması halinde yardım almanın önemine vurgu yapıldı.
Elif SAĞLAM

