Cumhuriyetin kültür alanındaki en önemli adımlarından biri, 12 Temmuz 1932’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Türk Dili Tetkik Cemiyetinin kurulmasıyla atıldı. Türkçenin öz güzelliğini ve zenginliğini ortaya çıkarmayı amaçlayan Cemiyet, kuruluşunun ardından geniş katılımlı bir dil kurultayı düzenlemek üzere çalışmalara başladı.
Birinci Türk Dili Kurultayı, 26 Eylül 1932’de Dolmabahçe Sarayı’nda toplandı. Atatürk’ün bütün oturumlarına katıldığı kurultayı dil bilimciler, öğretmenler, yazarlar, şairler ve toplumun çeşitli kesimlerinden temsilciler takip etti. Abdülhak Hâmid Tarhan, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Haşim ve Ahmet Rasim gibi Türk edebiyatının önemli isimlerinin de aralarında bulunduğu toplantıyı yaklaşık üç bin kişi izledi. Kurultaydaki konuşmalar, radyo yayınlarıyla ülkenin dört bir yanına ulaştırıldı.
Dokuz gün süren kurultayda Türkçenin söz varlığı, dil bilgisi, halk ağzındaki kelimelerin derlenmesi ve bilimsel terimlerin oluşturulması ele alındı. Çalışmalar; sözlük ve terim, dil bilgisi, derleme, dil bilimi, köken bilgisi ve yayın olmak üzere altı ayrı alanda yürütüldü. Böylece Türkçenin araştırılması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar bilimsel bir çerçeveye kavuştu.
Kurultayın son gününde şair ve yazar Halit Fahri Ozansoy, tarihî toplantının açılış günü olan 26 Eylül’ün “Dil Bayramı” olarak kutlanmasını teklif etti. Önerinin oy birliğiyle kabul edilmesiyle 26 Eylül, Türkçenin tarihindeki dönüm noktalarından biri hâline geldi.
Kurultayla başlayan çalışmalar, ilerleyen yıllarda Anadolu ağızlarındaki kelimelerin kayıt altına alınmasına, eski eserlerin taranmasına, yeni Türkçe karşılıkların üretilmesine ve kapsamlı sözlüklerin hazırlanmasına zemin oluşturdu. Türkçe korunması, işlenmesi ve geliştirilmesi gereken ortak bir kültür mirası olarak ele alındı.
Aradan geçen 94 yılın ardından 26 Eylül Dil Bayramı, Türkçenin taşıdığı binlerce yıllık birikimi ve dilin doğru, özenli, etkili kullanılmasının önemini yeniden hatırlatıyor. Bir dilin gücü, kelimelere gösterilen özenle, kurulan düşünceyle ve geleceğe aktarılan kültürle hayat buluyor.
Begüm SEVİM

