Osmanlı Devleti’nin en önemli demir yolu projelerinden biri olan Hicaz Demir Yolu’nun temeli, Sultan 2. Abdülhamid döneminde 1 Eylül 1900’de atıldı. Proje; Hicaz’a ulaşımı kolaylaştırmanın yanı sıra asker sevkiyatını hızlandırmak, ticareti geliştirmek ve hattın geçtiği bölgelerin ekonomik olarak kalkınmasını sağlamak amacı taşıyordu.
İnşaatın başlamasından kısa süre sonra ilk bölümler hizmete açıldı. Eylül 1906’da Şam-Hicaz hattında 800 kilometrelik bölüm tamamlanırken, Eylül 1908’de hattın uzunluğu 1.464 kilometreye ulaştı. İnşa sırasında 2 bin 666 kâgir köprü ve menfez, 7 demir köprü, 9 tünel ve 96 istasyonun yanı sıra su depoları, hastaneler ve atölyeler de yapıldı.
Hattın finansmanında bağışlar da önemli rol oynadı. Sultan Abdülhamid’in 50 bin liralık bağışıyla başlatılan kampanyaya farklı ülkelerde yaşayan Müslümanlar da destek verdi. Hattın maliyetinin yaklaşık üçte biri yurt içi ve yurt dışından yapılan bağışlarla karşılandı.
Hicaz Demir Yolu’nun Mekke’ye kadar uzatılması planlansa da Medine-Mekke arasındaki 450 kilometrelik bölüm tamamlanamadı. Buna rağmen hat, özellikle askeri sevkiyat açısından önemli bir ulaşım imkânı sağladı.
MODERN HİCAZ DEMİR YOLU İÇİN İLK ADIM ATILDI
Yeni projeyle tarihi hattın Şam-Ürdün arasındaki bölümünün korunarak kültür ve turizm yolu olarak kullanılması, bunun yanında günümüz ulaşım ve taşımacılık ihtiyaçlarına uygun yeni bir demir yolu ağı kurulması planlanıyor.
Türkiye, Suriye ve Ürdün ulaştırma bakanlıkları arasında imzalanan mutabakat kapsamında, Türkiye’deki mevcut demir yolu ağının Halep’e kadar uzatılması ve Suriye tarafındaki eksik 30 kilometrelik üstyapının tamamlanması hedefleniyor. Projenin ilerleyen aşamalarda Suudi Arabistan ve Umman’a kadar genişletilmesi planlanıyor.
9 Haziran 2026’da Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan demir yolu ve lojistik alanındaki iş birliği anlaşmaları da projenin önemli aşamalarından biri oldu. İstanbul’dan başlayarak Suriye ve Ürdün üzerinden Suudi Arabistan’a uzanması planlanan hattın, gelecekte Umman ve Hint Okyanusu’na kadar genişletilmesi öngörülüyor.
Yeni hattın Akabe Limanı’nı da kapsayarak kuzeyden gelen yükleri Kızıldeniz ve ötesine taşıyan bir deniz-kara köprüsü oluşturması bekleniyor. Böylece bölgedeki ticaretin ve transit taşımacılığın geliştirilmesi, mevcut deniz yollarına alternatif bir güzergâh oluşturulması hedefleniyor.
Esra M. ÇETİN

