Uzmanlar, son yıllarda kalp krizlerinin hem görülme sıklığında hem de genç yaş gruplarındaki oranında artış yaşandığına dikkat çekiyor. Bu durumun, erken tanı ve düzenli sağlık kontrollerinin önemini daha da artırdığı vurgulanıyor. Ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, sigara kullananlar, diyabet ve hipertansiyon hastalarının kalp taramalarını erken yaşlarda yaptırmasının koruyucu bir adım olduğu ifade ediliyor.
Kalp taramalarında ilk aşamada fizik muayenenin önemli yer tuttuğu belirtilirken, kalpte üfürüm olup olmadığı, nabız düzeni ve tansiyon değerlerinin ayrıntılı şekilde değerlendirildiği aktarılıyor. Özellikle yüksek tansiyonun kalp krizine zemin hazırlayan en önemli faktörlerden biri olduğu, erken tanı ve uygun tedaviyle risklerin önemli ölçüde azaltılabildiği bildiriliyor.
ERKEN TANI İÇİN GENİŞ KAPSAMLI TARAMA
Uzmanlar, temel muayenenin ardından elektrokardiyografi (EKG) ve kan tetkiklerinden yararlanıldığını kaydediyor. EKG ile ritim bozuklukları, geçirilmiş sessiz kalp krizleri ve olası risk işaretlerinin saptanabildiği; kan testlerinde ise damar sertliği ve iltihabi süreçlerle ilişkili değerlerin yol gösterici olduğu ifade ediliyor.
Risk düzeyi yüksek bireylerde ileri tetkiklere de başvurulduğu belirtilirken, kalp ultrasonu ve efor testleriyle kalbin çalışma kapasitesi ile damar tıkanıklıklarının erken evrede tespit edilebildiği aktarılıyor. Gerekli durumlarda ise “kansız anjiyo” olarak bilinen bilgisayarlı tomografi anjiyografinin kullanıldığı, bu yöntemle damar yapısının ayrıntılı şekilde incelenerek erken tedavi imkânı sağlandığı vurgulanıyor.
Uzmanlar, hipertansiyon, diyabet ve kolesterol yüksekliğinin çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çekerek, herhangi bir şikâyet olmasa dahi düzenli kalp kontrollerinin kalp krizine bağlı ani ölümlerin önlenmesinde kilit rol oynadığını belirtiyor.
Elif SAĞLAM

