Literatürde “Saraycık Testisi” olarak anılan eserin üzerinde, Yusuf Has Hâcib’in 11. yüzyılda kaleme aldığı Kutadgu Bilig’den alıntılar yer alıyor.
Hazar Denizi’nin kuzeydoğusunda, Ural (Yayık) Nehri kıyısında konumlanan Saraycık, Orta Çağ boyunca Doğu ile Batı arasında önemli bir ticaret ve kültür merkezi olarak öne çıktı. Altın Orda Devleti döneminde gelişen şehir, yalnızca siyasi bir merkez değil; aynı zamanda zanaat, yazılı kültür ve sanatsal üretimin bozkır coğrafyasına taşındığı bir yerleşim alanıydı.
Kazılarda yaklaşık 6–7 metre derinlikte, parçalar hâlinde bulunan testinin 24 parçası bir araya getirildiğinde, üzerinde Karahanlı Türkçesiyle yazılmış iki beyit tespit edildi. Günlük kullanım amacıyla üretilmiş sıradan bir su testisi olmasına rağmen, klasik bir Türk-İslam eserinden alıntılar taşıması, buluntuyu kültür tarihi açısından özel bir konuma taşıdı.
Testinin üzerindeki ilk beyitin, Kutadgu Bilig’de yer alan ve akıl, dil, söz ve insan güzelliği üzerine öğütler içeren dizelerle örtüştüğü belirlendi. İkinci beyitin ise bilgi ve sanatın insan hayatındaki değerine vurgu yaptığı ve tasavvufi bir içeriğe sahip olduğu değerlendiriliyor. Yazılar, ilk kez 1910 yılında okunarak yayımlandı ve daha sonraki çalışmalarla metinlerin kaynağı netleştirildi.
Saraycık Testisi, Türk dilinin ve düşünce dünyasının coğrafyalar ve yüzyıllar boyunca nasıl canlı kaldığını göstermesi bakımından dikkat çekiyor. Edebi ve ahlaki içerikli dizelerin, halkın günlük yaşamında kullanılan bir eşyaya işlenmiş olması, bu mirasın yalnızca saray ve elit çevrelerle sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor.
Eser aynı zamanda sanat tarihi açısından da önemli ipuçları sunuyor. Saraycık kazılarında ele geçirilen seramiklerin üretim teknikleri ve süsleme anlayışı, Anadolu Selçuklu dönemi çiniciliğiyle benzerlikler taşıyor. Bu durum, Orta Çağ’da Anadolu ile Orta Asya arasında zanaatkârlık, motif ve teknikler düzeyinde güçlü bir etkileşim olduğunu gösteriyor.
Saraycık Testisi, Türk Dünyası’nın ortak kültürel değerlerini ve tarihsel bağlarını somut bir arkeolojik buluntu üzerinden gözler önüne sererken, yazılı edebiyatın ve estetik anlayışın gündelik hayata nasıl yansıdığını da ortaya koyuyor.
Arife SALMAN

