Yolculuk sırasında birçok kişinin yaşadığı mide bulantısı ve baş dönmesi, “hareket hastalığı” olarak tanımlanıyor. Araba tutması olarak bilinen bu durum, beynin göz, iç kulak ve kaslardan gelen hareket bilgilerini aynı anda değerlendirmekte zorlanması sonucu ortaya çıkıyor.
Araç hareket halindeyken iç kulak hareketi algılarken, gözlerin araç içindeki sabit bir noktaya ya da telefona odaklanması hareket bilgisinin daha sınırlı alınmasına neden olabiliyor. Beyne ulaşan bu farklı sinyaller arasındaki uyumsuzluk, mide bulantısı, baş dönmesi ve rahatsızlık hissi gibi belirtilere yol açabiliyor.
Araba tutması herkeste aynı şekilde görülmüyor. Genetik özellikler, denge sisteminin hassasiyeti ve bazı kişisel faktörler, hareket hastalığına yatkınlığı artırabiliyor. Özellikle çocuklarda daha sık görülen bu durum, birçok kişide yaş ilerledikçe azalabiliyor.
Araç kullanan kişilerde ise araba tutması daha nadir yaşanıyor. Sürücüler, aracın hareketlerini önceden tahmin edebildikleri için beynin aldığı hareket sinyallerini daha kolay uyumlu hale getirebiliyor.
ARABA TUTMASINI AZALTMAK MÜMKÜN MÜ?
Hareket hastalığının tamamen ortadan kaldırılması her zaman mümkün olmasa da belirtileri azaltmaya yardımcı bazı yöntemler bulunuyor. Yolculuk sırasında yola bakmak, uzun süre telefon kullanmamak, kitap okumaktan kaçınmak ve temiz hava almak bu yöntemler arasında yer alıyor.
Uzun yolculuklarda düzenli mola vermek de denge sisteminin uyum sağlamasına katkı sağlayabiliyor. Sık ve şiddetli şikâyet yaşayan kişiler için ise doktor önerisiyle kullanılan tedavi seçenekleri bulunuyor.
Bilim insanları, araba tutmasının çoğunlukla beynin farklı kaynaklardan gelen hareket sinyallerini yorumlama biçimiyle ilişkili doğal bir tepki olduğunu belirtiyor. Bu nedenle rahatsızlığın kaynağının doğrudan mide değil, beynin çelişkili bilgileri işleme süreci olduğu ifade ediliyor.
Nursultan ŞEKER

