Uzmanlar, doğal ve dengeli bir beslenme modeliyle bu riskin büyük oranda azaltılabileceğini belirtiyor.
Günlük hayatın hızlanmasıyla hazır gıdalara yönelimin arttığını ifade eden uzmanlar, yüksek tuz, şeker, yağ ve katkı maddesi barındıran bu ürünlerin yalnızca kilo ve kalp sorunlarına değil, uzun vadede kanser gibi ciddi hastalıklara da zemin hazırlayabildiğini vurguluyor. Modern beslenme düzeninde sık tüketilen işlenmiş etler, fast-food ürünler, tatlılar ve rafine karbonhidratlar; vücutta kronik inflamasyon, insülin direnci, obezite ve hücresel bozulmalara yol açarak kanser riskini yükseltiyor.
Rafine unlu yiyecekler ve hazır tatlılar yerine sebze-meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler ve sağlıklı yağların tercih edilmesinin, kanser riskine karşı önemli koruyucu etki sağladığı belirtiliyor. Uzmanlara göre işlenmemiş veya az işlenmiş gıdalar, hem sindirim sisteminin düzenlenmesi hem de toksik katkı maddelerinden uzak durulması açısından kritik önem taşıyor.
Bunun yanında pişirme yöntemlerinin de risk oluşturabileceğine dikkat çekiliyor. Kızartma, yüksek ısıda pişirme ve tütsüleme gibi yöntemlerin zararlı kimyasalların oluşumuna sebep olarak hücre yapısında genetik bozulmalara yol açabileceği ifade ediliyor.
Modern yaşamın kolaylık sunan ancak sağlığı tehdit eden beslenme alışkanlıklarının yaygınlaşmasına karşı uzmanlar, sebze-meyve ağırlıklı, lifli besinlerden zengin ve işlenmemiş gıdaları temel alan dengeli bir beslenme modelinin kanser riskini önemli ölçüde düşürebileceğini vurguluyor.
Özden KARAKAYA

