1. Anasayfa
  2. Edebiyat

MEHMET AKİF’İN TÜRK MİLLETİNE EN BÜYÜK HEDİYESİ: İSTİKLAL MARŞI

105 yıl önce kaleme alınan İstiklal Marşı, Mehmet Akif Ersoy’un milletine sevgisi, özgürlük aşkı ve vatanın her bir karış toprağına duyduğu bağlılıkla şekillendi. Ödülü reddedip kazancını yoksul kadın ve çocuklara bağışlayan şairin bu eserle milletin kalbine bıraktığı miras, bugün hâlâ aynı coşku ve gururla okunuyor.

MEHMET AKİF’İN TÜRK MİLLETİNE EN BÜYÜK HEDİYESİ: İSTİKLAL MARŞI

12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından resmen kabul edilen İstiklal Marşı, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin en önemli simgelerinden biri oldu. Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un on gün gibi kısa bir sürede kaleme aldığı bu eser, milletin birlik ve direniş ruhunu ölümsüzleştirirken, şairin ödülü reddedip kazancını yoksullara bağışlaması, marşın manevi değerini daha da artırdı. Kabul edildiği günden bu yana her satırı, Türkiye’nin özgürlük ve bağımsızlık sembolü olarak milyonların gönlünde yankılanıyor. Peki İstiklal Marşı nasıl yazıldı birlikte hatırlayalım:

Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’na katılmasıyla Mehmet Akif, elindeki yazım imkânlarıyla devlete destek vermeye çalışıyordu. Müslümanları bir bayrak altında toplamak ve Türkleri siyaseten bir arada tutmak amacıyla kurulan Teşkilat-ı Mahsusa’ya katıldı. 1912’de “Cenk Marşı” adlı on dörtlükten oluşan eserini Sebilürreşad dergisinde isimsiz yayımlayan Mehmet Akif, halkı birliğe davet etmek ve orduya manevi destek vermek amacıyla camilerde vaazlar veriyordu.

23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılınca, Mustafa Kemal’in daveti üzerine Mehmet Akif, Sebilürreşad dergisini Ankara’da yayımlamak üzere 24 Nisan 1920’de Ankara’ya geldi ve Taceddin Dergahı’na yerleşti. Gelişi büyük bir sevinçle karşılandı; “Hakimiyet-i Milliye” ve “Açıksöz” gazetelerinde haberi yayımlandı. Burdur milletvekili olarak Ankara’da bulunan Mehmet Akif’in halka yaptığı konuşmalar, yayımlanarak halka ve askerlere ulaştırıldı.

Meclis, İstiklal Marşı için bir yarışma açtı ve bu yarışma, Hakimiyet-i Milliye gazetesinin 25 Ekim 1920 tarihli nüshasında ilan edildi. Ancak Mehmet Akif, milli marş için yarışma ve ödül fikrinden hoşlanmadığı için katılmak istemedi. Yarışmaya gönderilen toplam 724 eser değerlendirilmesine rağmen, İstiklal Marşı olacak bir eser seçilemedi.

Mehmet Akif’in arkadaşı Hasan Basri Bey, dönemin Maarif Bakanı Hamdullah Suphi Bey’in de ricasıyla şairi ikna etmeye çalıştı. Hamdullah Suphi Bey, Mehmet Akif’e yazdığı mektupla yarışmaya katılmasını istedi:

“Pek aziz muhterem efendim, İstiklal Marşı için açılan müsabakaya iştirak buyurmamalarındaki sebebin izalesi için pek çok tedbirler vardır. Zat-ı üstadenelerinin matlup şiiri vücuda getirmeleri, maksadın husulü için son çare olarak kalmıştır. Asil endişenizin icap ettirdiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin ve tehyiç vasıtasından mahrum bırakmamanızı rica ederim.” 5 Şubat 1337 (1921), Umur-u Maarif Vekili Hamdullah Suphi Hasan Basri Bey, şaire şiiri kendisinin yazacağını söyleyerek destek olacağını bildirdi. Mehmet Akif, beraber yazmayı kabul etti ve ödülü almayacağını belirtti. Bunun üzerine yarışma koşulları şairin istediği şekilde düzenlendi ve ikramiye bir hayır kurumuna bağışlanmak üzere Mehmet Akif’i İstiklal Marşı’nı yazmaya ikna ettiler.

Marş on gün içinde tamamlandı ve 17 Şubat 1921’de Sebilürreşad dergisinin ilk sayfasında “Kahraman Ordumuza” ithafıyla yayımlandı. 1 Mart 1921’de Meclis’te yapılan görüşmelerde İstiklal Marşı, elemelerden kalan son altı şiirle birlikte seçime sunuldu. Hamdullah Suphi Bey’in kürsüden okuduğu şiir için Atatürk, “Bu marş, bizim inkılabımızın ruhunu anlatır” dedi. İstiklal Marşı, 12 Mart 1921’de kabul edildi.

Kabulün ardından İstiklal Marşı, İngilizce, Almanca, Fransızca, Macarca ve Farsça’ya çevrilerek yurtiçinde ve yurtdışında dağıtıldı, mitinglerde ve törenlerde okunmaya başlandı. Mehmet Akif, para için yazıldığı düşüncesini önlemek amacıyla kazandığı 500 liralık ödülü Darülmesai’ye bağışladı. 17 Mart 1921 tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinde şöyle belirtildi:”Burdur mebusu, şairi muhterem Mehmet Akif Beyefendi, Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen İstiklal Marşı için mahsus beş yüz lira mükafatı, fakir İslam kadın ve çocuklarına iş öğreten Darülmesai menfaatine hediye eylemiştir.”

Mehmet Akif, İstiklal Marşı’nı Safahat eserine koymamasının nedenini şöyle açıkladı:

“Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm.”

Daha sonra bir soru üzerine şöyle demiştir:

“Binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılmaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın!”

48 yaşında İstiklal Marşı’nı kaleme alan Mehmet Akif, meclis seçimlerine tekrar katılmayı düşünmedi. İstanbul’a döndükten sonra, Abbas Halim Paşa’nın daveti üzerine 1926’da ailesiyle birlikte Mısır’a yerleşti. Burada hastalıklar ve maddi sıkıntılar yaşamaya devam etmesine rağmen, Mısır Üniversitesi’nde Türk Dili eğitimi verdi ve “Firavunla Yüzyüze” adlı şiirini yazdı.

Mehmet Akif, 1935’te hastalandı ve 1936’da çok sevdiği memleketinde ölmek üzere İstanbul’a döndü. 27 Aralık 1936’da Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda vefat eden şairin tabutu Türk bayrağına sarıldı ve gösterişten uzak bir merasimle Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi.

Esra Molla ÇETİN

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım
İlginizi Çekebilir

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni içeriklerimizden anında haberdar olun.