Çocuk yetiştirme sürecinde ebeveynler, onların gelişimini desteklemek ve motive etmek için övgüye sıkça başvuruyor. Ancak uzmanlar, aşırı ve abartılı övgülerin çocuklarda ve gençlerde beklenenin aksine kaygıya, başarısızlık korkusuna ve dış onaya bağımlı bir özgüven yapısına neden olabileceği konusunda uyarıyor.
“Sen çok zekisin”, “Harikasın”, “Sen en iyisisin” gibi ifadeler, gelişime katkı sunuyor gibi görünse de uzun vadede zarar verebilir. Psikologlar, doğuştan sahip olunan zekâ, yetenek veya fiziksel özellikleri övmenin yerine, çaba ve süreç odaklı geri bildirimlerin daha sağlıklı olduğunu belirtiyor.
Sürekli olarak “Sen çok zekisin” gibi ifadelerle büyüyen bireyler, ilerleyen yaşlarda bu övgüleri hak edip etmediklerini sorgulamaya başlayabilir. “Ya aslında zeki değilsem?”, “Bir gün başarısız olursam herkes benim hakkımda yanıldığını mı düşünecek?” gibi kaygılar geliştirebilirler.
Gençler için de bu durum oldukça kritik. Eğitim hayatı boyunca sürekli “En başarılı sensin” veya “Sen kesinlikle en iyi olmalısın” gibi ifadelerle karşılaşan gençler, ilerleyen yaşlarda başarısızlık korkusu nedeniyle yeni şeyler denemekten kaçınabilir.
Üniversite sınavları, meslek seçimi, iş hayatına atılma gibi kritik dönemeçlerde, mükemmeliyetçilik baskısı nedeniyle risk almaktan çekinebilirler.
ÖZGÜVENİN TEMELİ SÜRECE VE ÇABAYA ODAKLANMAK
Uzmanlara göre sağlıklı bir özgüven, yalnızca dışarıdan gelen övgülerle değil, bireyin kendi çabasının ve başarısının farkına varmasıyla gelişir. “Ne kadar zekisin” yerine “Bu sorunu çözmek için harika fikirler ürettin”, “Bunu başarmak için çok emek verdin” gibi ifadeler bireyin kendi gayretine odaklanmasını sağlar.
Böylelikle birey, zeki olup olmamaktan ziyade, çalışarak ve deneyerek gelişebileceğine inanır. Pedagoglar, çocukların ve gençlerin özgüvenini sağlamlaştırmanın en iyi yolunun onları destekleyici bir ortamda, yaşlarına ve potansiyellerine uygun sorumluluklarla baş başa bırakmak olduğunu söylüyor.
Aşırı koruyucu bir tutum ve sürekli övgüyle motive edilen gençler, risk almaktan kaçınabilir, başarısızlık korkusu nedeniyle yeni şeyler denemek istemeyebilir.
HATA YAPMA CESARETİ VE GERÇEK ÖZGÜVEN
Özgüven, yalnızca başarıdan değil, başarısızlıkla başa çıkabilme becerisinden de beslenir. Hata yapmaktan korkmayan birey, çözüm yolları arar ve tekrar deneme cesareti gösterir.
Ebeveynler ve eğitimciler, aşırı övgü yerine, hataların öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu vurgulamalıdır. “Ders boyunca çok azim gösterdin”, “Sorunları aşmak için farklı çözümler üretmen çok değerli” gibi ifadeler bireyin çabasını takdir eder ve başarısızlıkla karşılaştığında tekrar deneme gücü bulmasını sağlar.
Gençler için bu durum, özellikle akademik ve sosyal hayatlarında büyük önem taşır. Üniversite seçimleri, iş başvuruları veya sosyal ortamlarda başarısız olma ihtimali, onların geri çekilmesine neden olabilir.
Ancak başarısızlığın bir son değil, öğrenme sürecinin doğal bir parçası olduğunu anlamaları, uzun vadede daha güçlü bireyler olmalarına yardımcı olur.
ÖZGÜVEN Mİ, NARSİSİZM Mİ?
Özgüven, kişinin kendisine duyduğu değer, inanç ve saygıyla ilişkili sağlıklı bir özelliktir. Ancak sürekli olarak “En iyisin”, “Sen herkesten üstünsün” gibi aşırı övgü ifadeleri narsistik eğilimleri tetikleyebilir.
Narsisizm, kişinin kendini başkalarından üstün görmesi, empati eksikliği ve aşırı hayranlık beklentisi gibi olumsuz davranışlarla karakterizedir. Uzmanlar, çocukluk ve gençlik döneminde sıkça abartılı övgüyle büyüyen bireylerin, ilerleyen yaşlarda eleştiriye karşı tahammülsüz, başarısızlığa karşı dayanıksız ve sürekli takdir bekleyen bir kişilik yapısına bürünebileceğini belirtiyor.
Bu durum, gençlerin hem akademik hem de sosyal ilişkilerinde sorunlar yaşamasına neden olabilir. Gençlerin gerçek özgüvene sahip olması için onları sürekli en mükemmel, en zeki, en yetenekli olarak görmeye değil, süreçteki çabalarını desteklemeye odaklanılması gerekiyor.
“Ne kadar yeteneklisin” yerine “Bu işin üstesinden gelmek için gerçekten çaba sarf ettin” demek, çalışarak gelişebileceklerini anlamalarına yardımcı olur. Çocukları ve gençleri motive etmek için kullanılan yoğun ve abartılı övgü, onların özgüvenini geliştirmek yerine kaygı ve başarısızlık korkusunu artırabilir.
Uzmanlar, bireylerin gerçekten güçlü ve kendine güvenen kişiler olabilmesi için sürece odaklanan, içi dolu ve dengeli geri bildirimlerin verilmesi gerektiğini vurguluyor.
Fatma TECİRLİ