Türkiye’de son 60 yıl içerisinde kaybedilen sulak alanların toplam yüzölçümünün, Marmara Denizi’nin yaklaşık 1,5 katı büyüklüğünde olduğu bildirildi. Uzmanlar, bu kaybın su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu, kuraklık riskini artırdığını ve iklim değişikliğiyle mücadeleyi zorlaştırdığını belirtiyor.
Sulak alanların önemine dikkat çekmek amacıyla her yıl 2 Şubat, dünya genelinde “Dünya Sulak Alanlar Günü” olarak anılıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 2021 yılında aldığı kararla resmiyet kazanan bu özel gün, sulak alanların ekolojik, kültürel ve ekonomik değerlerine vurgu yapmayı amaçlıyor.
Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Şafak Arslan, sulak alanların insanlık tarihindeki önemine işaret ederek, bu alanların insanların yerleşik hayata geçişinden bu yana yaşamın merkezinde yer aldığını ifade etti. Sulak alanların aynı zamanda kültürel üretim biçimlerinin geliştiği alanlar olduğunu belirten Arslan, turbalıklar başta olmak üzere bu ekosistemlerin karbon yutak alanı olarak iklim değişikliğiyle mücadelede kritik rol oynadığını söyledi.
Sulak alanların yok olmasının su döngüsünü olumsuz etkilediğini vurgulayan Arslan, bu durumun kuraklık riskini doğrudan artırdığını belirtti. Arslan, mevcut alanların korunmasının yanı sıra tahrip edilen sulak alanların restore edilmesinin de artık zorunluluk haline geldiğini kaydetti.
Uzmanlar, sulak alan kayıplarının büyük ölçüde tarımsal sulama, plansız su kullanımı ve iklim değişikliği gibi etkenlerden kaynaklandığını belirtiyor. Bu nedenle kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplumun birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çekiliyor.
Özden KARAKAYA

