Azerbaycan tarihinin en acı günlerinden biri olan 20 Ocak 1990, Sovyet ordusunun Bakü’ye tanklarla girerek sivillere yönelik katliamıyla hafızalara kazındı. Ermenilerin kışkırtmaları ve Karabağ meselesinde tırmanan gerilim gerekçe gösterilerek gerçekleştirilen müdahalede, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 150 Azerbaycan Türkü hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.
1990 yılının ilk günlerinde Karabağ ve çevresinde Ermeni silahlı gruplarının Azerbaycan köylerine yönelik saldırıları artarken, Bakü’de yükselen halk hareketi yalnızca Karabağ’a değil, Sovyet merkezi yönetiminin tutumuna karşı da bir itiraz niteliği taşıdı. 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece Bakü’de olağanüstü hal ilan edilmesine rağmen halk bu karardan haberdar edilmedi; Sovyet ordusuna ait tanklar kente beş ayrı noktadan girerek sivilleri hedef aldı.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Araştırma Görevlisi Ozan Böke, TRT Haber’e yaptığı değerlendirmede, Kanlı Ocak’ın Azerbaycan’ın bağımsızlık sürecindeki tarihsel önemine dikkat çekerek, “20 Ocak faciası, yalnızca bir şiddet eylemi değil, Azerbaycan halkının bağımsızlık yolunda ödediği ağır bedelin sembolüdür” ifadelerini kullandı.
Katliamın ardından şehitler Bakü’deki Şehitler Hıyabanı’na defnedilirken, cenazelere yaklaşık 1 milyon kişinin katılması Sovyet yönetimine duyulan güvenin tamamen sarsıldığını gösterdi. Bu süreç, Azerbaycan’da bağımsızlık idealinin yalnızca siyasi çevrelerin değil, halkın ortak davası haline gelmesini sağladı.
Kanlı Ocak’tan bir yıl sonra Azerbaycan, 1991’de bağımsızlığını ilan etti. O günden bu yana 20 Ocak, Azerbaycan’da “Kara Yanvar” olarak anılıyor; hayatını kaybedenler her yıl törenlerle anılırken, bu acı gün bağımsızlığa giden yolun en karanlık ama en belirleyici dönemeçlerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.
Esra MOLLA ÇETİN

