Uzmanlara göre sosyal jetlag, bireyin gece geç saatlere kadar uyanık kalması ve buna bağlı olarak gündüz saatlerinde uyuması nedeniyle sosyal yaşamdan kopmasıyla ortaya çıkıyor. Gençlerin geç yatıp geç kalktığı bu döngünün okul ve iş hayatını olumsuz etkilediği, zamanla fark edilmeden ilerleyen bir sağlık sorununa dönüştüğü ifade ediliyor. Araştırmalar, özellikle 16-22 yaş aralığındaki gençlerin yaklaşık üçte birinde sosyal jetlag görüldüğünü ortaya koyuyor.
Uyku saatlerindeki kaymanın, vücudun doğal melatonin salınımını bozduğu ve bu nedenle gençlerin yatağa zamanında girseler bile uykuya dalmakta zorlandığı belirtiliyor. Uzmanlar, uyuyamayan bireylerin gece saatlerinde daha fazla ekran karşısında kaldığını, mavi ışığa maruziyetin ise uyku düzenini daha da olumsuz etkilediğini vurguluyor. Bu sürecin uzun vadede sosyal hayattan kopma, yalnızlaşma ve günlük işlevlerde kayba yol açabildiği ifade ediliyor.
SABAH GÜNEŞİ BIYOLOJİK SAATİ YENİDEN AYARLIYOR
Sosyal jetlagın tedavi edilebilir bir sorun olduğuna dikkat çeken uzmanlar, tedavi sürecinin birkaç haftadan birkaç aya kadar uzayabildiğini belirtiyor. Uyku eğitimi, düzenli yatış ve kalkış saatlerinin oluşturulması, akşam saatlerinde ışık ve ekran kullanımının sınırlandırılması önerilen yöntemler arasında yer alıyor.
Özellikle sabah saatlerinde gün ışığına çıkmanın tedavide kilit rol oynadığına işaret eden uzmanlar, sabah güneşinin biyolojik saati düzenlediğini, akşam saatlerinde melatonin salınımını kolaylaştırarak uykuya geçişi desteklediğini aktarıyor.
Tedavi süreci için başvuran genç bir hasta ise uzun süredir gece uyuyamadığını, günün büyük bölümünü uyuyarak geçirdiğini ve sosyal yaşamdan uzaklaştığını belirterek, bu durumun hayat kalitesini ciddi ölçüde düşürdüğünü ifade ediyor.
Elif SAĞLAM

