2025 yılı, yeni gezegen keşifleri ve uzay teleskoplarının sağladığı bulgular sayesinde insanlığın ‘’uzayda yalnız mıyız?’’ sorusuna en çok yaklaştığı yıl oldu.
2025’te onaylanmış ötegezegen sayısı NASA verilerine göre 6 bini aştı; binlerce aday gezegen ise onay sürecini bekliyor. Bu gelişme, evrendeki yaşam potansiyelini anlamada önemli bir veri sağlıyor. Yıl boyunca keşfedilen olağanüstü gezegenler arasında, iki güneşli sistemlerdeki egzotik dünyalar, ‘’süper dünyalar’’ ve ‘’mini Neptünler’’ gibi alışılmadık türler yer aldı. Bu çeşitlilik, daha önceki astronomik modellerin ötesine geçen sistemlerin varlığını ortaya koydu. Uzay araştırmalarının en dikkat çeken gelişmelerinden biri ise James Webb Uzay Teleskobu (JWST) tarafından K2-18b adlı ötegezegen atmosferinde yaşam belirtileri olabilecek gazlara rastlanması oldu. Bilim insanları bu veriyi henüz kesin kabul etmese de tartışmalar, yaşam araştırmalarının sınırlarını zorladığını gösteriyor. Ayrıca bu yıl, yıldızlarına aşırı yakın yörüngelerde dönen ‘’kuyruklu gezegenler’’ ve beklenmedik atmosfer tabakalarına sahip “lav gezegenleri’’ gibi sıra dışı gök cisimleri de astronomları şaşırttı. Öte yandan teleskoplar, oluşum aşamasındaki dev gezegenleri doğrudan görüntüleme başarısı göstererek gezegen oluşum süreçlerine dair nadir anlara tanıklık edilmesini sağladı.
Tüm bu gelişmeler, 2025’in sadece keşiflerle dolu bir yıl olmasının ötesinde, yaşamı anlamaya yönelik sorulara bilimsel cevap arayışında bir dönüm noktası olduğunu ortaya koyuyor.
Özden KARAKAYA

