Araştırmalara göre yaş, yalnızca doğum tarihiyle belirlenmiyor. Kalp, böbrek, beyin ve diğer organlar, kişiye özgü “biyolojik yaş” taşıyor. Organların biyolojik yaşı ile kronolojik yaş arasındaki fark ise bireyin sağlık durumunu ve hastalık risklerini doğrudan etkileyebiliyor.
Bilim insanları, kronolojik yaşın vücuttaki tüm organların aynı hızda yaşlandığı anlamına gelmediğini belirtiyor. Kronolojik yaş, doğumdan itibaren geçen süreyi ifade ederken; biyolojik yaş, organ ve dokuların gerçek sağlık durumunu yansıtıyor. Yapılan çalışmalar, 50 yaşındaki bir kişinin bazı organlarının daha genç, bazılarının ise daha yaşlı olabileceğini gösteriyor. Organların yaşlanma hızı; genetik yapı, yaşam tarzı ve çevresel faktörler gibi birçok etkene bağlı olarak değişiyor.
Uzmanlar, özellikle kalbin biyolojik yaşının kronolojik yaştan yüksek olmasının kalp krizi riskini artırabileceğini vurguluyor. Benzer şekilde, hızlı yaşlanan böbreklerin böbrek yetmezliği ve kardiyometabolik sorunlara işaret edebileceği belirtiliyor.
Modern biyogerontoloji alanında geliştirilen yeni yöntemler sayesinde, her organın biyolojik yaşı ayrı ayrı ölçülebiliyor. Bilim insanları, bu ölçümlerin sağlık risklerini önceden öngörmede önemli bir araç olduğunu ve gelecekte kişiselleştirilmiş tıp uygulamaları ile erken hastalık teşhislerine katkı sağlayacağını ifade ediyor.
Özden KARAKAYA

