Artan sıcaklıklar, bozulan yağış rejimi ve buzulların hızlı erimesi, küresel su döngüsünde ciddi kırılmalara yol açıyor. Bilim insanlarına göre buzulların geri dönülmez şekilde kaybı, tatlı su rezervlerini azaltarak geleceğe yönelik riskleri büyütüyor.
Buna ek olarak, yükselen nüfus ve artan tüketim, su talebini her yıl daha da artırıyor. Bu durum mevcut su kaynaklarının hızla tükenmesi ihtimalini gündeme getiriyor.
Kuraklığın etkisi yalnızca su kaynaklarında değil, tarım alanlarında da ağır biçimde hissediliyor. Sulama imkanlarının azalması; sebze, meyve ve tahıl gibi pek çok üründe verim ve kalite kaybına neden oluyor. Uzmanlar, bu süreçte gıda zincirinde başlayan hasarın sofralara kadar uzanabileceğini belirtiyor.
Ayrıca tarımsal üretimde su tüketimi yüksek ürünler yerine kuraklığa dayanıklı bitkilerin tercih edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
YENİ SU YÖNETİMİ POLİTİKALARI GÜNDEMDE
İklim değişikliği nedeniyle su kaynakları üzerindeki baskının artması, mevcut su yönetimi politikalarını yetersiz hale getiriyor. Uzmanlar; modern sulama sistemleri, su tasarrufu uygulamaları, atık su geri dönüşümü ve yer altı sularının korunmasını içeren kapsamlı bir stratejinin acil olarak devreye alınması gerektiğini ifade ediyor.
Evlerde ve sanayide suyun verimli kullanılmasını sağlayacak uygulamaların yaygınlaştırılması ise hem bugünkü hem de gelecekteki su krizlerine karşı en kritik adımlar arasında gösteriliyor.
Özden KARAKAYA

